İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat’tan Davutoğlu’na sert tepki: “Alevilik Sarayın değil, halkın vicdanında ve hakikat arayışında yaşamıştır”

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, son günlerde Alevilik, cemevleri ve Avrupa’daki Alevi örgütlenmelerine ilişkin yapılan açıklamalara sert tepki gösterdi. Türkiye’de onlarca yıldır çözümsüz bırakılan Alevi sorununun siyasi iktidarlar tarafından hâlâ samimiyetle ele alınmadığını belirten Mat, Alevilerin eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve cemevlerinin ibadethane statüsü taleplerinin görmezden gelinmeye devam edildiğini ifade etti.

Alevi toplumunun yüzyıllardır inkâr, asimilasyon ve ayrımcılık politikalarıyla karşı karşıya bırakıldığını vurgulayan Mat, isimlerin ve siyasi aktörlerin değişmesine rağmen devletin Alevilere yaklaşımında köklü bir değişim yaşanmadığını söyledi. Aleviliği tanımlama, sınırlandırma ve devletin çizdiği çerçeveye hapsetme anlayışının sürdüğünü belirten Mat, sorunun kişilerden çok zihniyet meselesi olduğuna dikkat çekti.

AABK’nin Avrupa’da yürüttüğü mücadelenin Alevilerin anayasal haklarının tanınmasına, kimliklerinin görünür hale gelmesine ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasına önemli katkılar sunduğunu ifade eden Mat, bu kazanımların bazı çevreler tarafından hedef haline getirildiğini söyledi. Türkiye’de Alevi sorununu çözmek yerine Alevi kurumlarını suçlamaya yönelen siyasi yaklaşımların samimiyetsiz olduğunu belirten Mat, gerçek çözümün eşit yurttaşlık temelinde hakların tanınmasından geçtiğini vurguladı.

Hüseyin Mat açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Mesele zihniyet meselesidir…
Kerbela zihniyetidir.

Zihniyet değişmedikçe, kaç anayasa yaparsanız yapın, kaç reform paketi açıklarsanız açıklayın; gerçek anlamda demokratikleşmeniz mümkün değildir. Çünkü demokrasi önce canı eşit görmeyi, farklı olana saygı duymayı ve hakikate teslim olmayı gerektirir.

Yaklaşık dört yıl önce Erdoğan, Almanya’daki bir Alevi Federasyonu’na Alman devleti tarafından 30 milyon euro verildiğini ve bu federasyonu Türkiye’ye karşı kullanıldığını iddia etmişti. Bunun üzerine bir milletvekilimizin sunduğu soru önergesiyle konu Almanya Federal Parlamentosu’na taşındı ve Alman hükümeti, bu iddianın doğru olmadığını; böyle bir ödemenin hiçbir zaman yapılmadığını resmî olarak açıkladı.

Bugün Davutoğlu da benzer bir dil ve aynı anlayışla, farklı bir iddiayı utanmadan ve sıkılmadan dolaşıma sokuyor. Madem çözüm bahsettiğiniz kadar basitti, neden başbakanlığınız döneminde bu sorunu çözmediniz? Çünkü aynı zihniyetin temsilcilerisiniz. Samimi değilsiniz.

Lafı eğip bükmeyin. Açıkça söyleyin: Alevilerin ibadethanesi Cemevi’dir.

Yüzyıllardır inkârla, asimilasyonla ve ötekileştirmeyle yüz yüze bırakılan bir inancın mensuplarına hâlâ kimlik tarif etmeye kalkmanız kabul edilemez. Biz, bu topraklarda bedel ödeyerek varlığını koruyan bir yolun talipleriyiz. Ne inancımızın ne de kimliğimizin meşruiyeti, siyasi iktidarların onayına bağlıdır.

Israrla Almanya başta olmak üzere konfederasyonumuzu hedef göstermek, bizi suçlayıcı bir dille kamuoyuna sunmak neyin çabasıdır?

Sizi ziyaret eden yapı, yıllardır yaratmak ve görmek istediğiniz ‘Devletin Alevileri’ olabilir. Bizi onlarla karıştırmayın. Aleviliği devlet aklının sınırlarına hapsetmeye çalışanlar bilsin ki; Alevilik sarayın değil, halkın vicdanında ve hakikat arayışında yaşamıştır.

Bize kimlik biçmekten, nasıl inanacağımızı, nasıl ibadet edeceğimizi ve nereye ait olduğumuzu tarif etmeye kalkmaktan vazgeçin. İnancımızı da yolumuzu da sizden öğrenecek değiliz.

Yapılması gereken bellidir: Eşit yurttaşlık temelinde anayasal haklarımızı tanıyın. Cemevlerini ibadethane olarak kabul edin. Ayrımcılığa son verin. Başta Madımak katliamı olmak üzere Alevi katliamlarıyla yüzleşin, hesap verin. Bu haklar bir lütuf değildir; ana sütü kadar helal, doğuştan ve vazgeçilmez haklarımızdır.

Egemen kimliğin kibriyle tepeden bakmayı, ötekileştirmeyi ve hor görmeyi bırakın. Çoğulculuğu, çok kültürlü toplumsal yapımızı ve eşit canlar olarak bir arada yaşama iradesini kabul edin, içselleştirin.

Çünkü Alevilik; biatın değil ikrarın, tahakkümün değil rızalığın, inkârın değil hakikatin yoludur.

Maalesef, isimler değişiyor; ama ne yazık ki zihniyet değişmiyor. Çünkü mesele Kerbela zihniyetidir.

Avrupa’da verdiğimiz onurlu mücadele sonucunda anayasal haklarımızı elde ettik. Kimliğimiz özgürleşti. Bunu bir tehdit olarak görmek yerine, neden Türkiye’de yüz yıldır Alevileri aynen ecdatlarınız gibi inkâr ettiğinizin hesabını verin.

Sizi rahatsız ettik, biliyoruz. Çünkü susmadık; inkâr karşısında hakikati, ayrımcılık karşısında eşit yurttaşlığı, asimilasyon karşısında inancımızı ve kimliğimizi savunduk.

Ve son sözümüz; bilin ki sizi daha çok rahatsız etmeye devam edeceğiz.

Aşk ile”

Mission News Theme by Compete Themes.