Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Korubaşı ve Kulfal köyleri yakınlarında Manici Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan “Jeotermal Kaynak Arama Projesi”ne ilişkin yürütülen hukuki süreçte yaşanan gelişmeler sonrasında projeye karşı dava açan çevre örgütleri tarafından yeni bir değerlendirme yapıldı.
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Assos Dostları, bilirkişi keşfi sonrasında yayımladıkları ortak basın açıklamasında, şirketin bölgede uzun yıllardır jeotermal kaynak arama girişimlerinde bulunduğunu, ancak açılan davalar sonucunda mahkemeler ve bilirkişi raporlarının çeşitli projelerde iptal kararlarına dayanak oluşturduğunu ifade etti.
Dernekler, bugüne kadar yürütülen süreçlere ilişkin örnekler paylaştı. Erecek Köyü’nde şirket tarafından yaklaşık 2000 metre derinlikte gerçekleştirilmesi planlanan sondaj çalışmasına verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının, bilirkişi incelemelerinde çevresel etkilerin tespit edilmesi sonrasında mahkeme kararıyla iptal edildiği belirtildi.
Yeşilyurt Köyü’nde köy tüzel kişiliğine ait alanda planlanan jeotermal arama projesine ilişkin açılan davada da bilirkişi raporlarının ardından iptal kararı verildiği aktarıldı. Aynı süreçte Ahmetçe köyü için planlanan sondaj talebinin ise Bakanlık tarafından uygun bulunmadığı kaydedildi. Dernek açıklamasında, şirketin daha sonra Yeşilyurt’ta farklı bir noktada yeniden “ÇED Gerekli Değildir” kararı aldığı, buna karşı açılan davanın ise halen sürdüğü belirtildi.
Korubaşı–Kulfal bölgesinde planlanan 11 adet sondaj başvurusu kapsamında Devlet Su İşleri’nin (DSİ) inceleme yaptığı vurgulanırken, açıklamada DSİ’nin Tuzla Çayı ve sulama sistemleri üzerindeki olası etkileri gerekçe göstererek 5 sondaj noktasını uygun bulmadığı ifade edildi. Kalan 6 sondaj için verilen kararın da yargıya taşındığı ve davanın bilirkişi keşfinin 8 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirildiği aktarıldı.
YEREL BASINDA YER ALAN KÖŞE YAZISINA TEPKİ GÖSTERİLDİ
Öte yandan dernekler, yerel basında yer alan bir köşe yazısına da tepki gösterdi. Zafer Gazetesi’nde 15 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan “Manici Çiftlik’e Karalama Tutmadı” başlıklı yazıda projeye karşı çıkan yurttaşlar için kullanılan ifadelerin kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada, dava süreçlerine katılan yurttaşların ve yaşam savunucularının hedef gösterildiği ifade edildi.
Basın açıklamasında, keşif günü bölgede bulunulmadığı halde değerlendirme yapılmasının gazetecilik etiği açısından tartışmalı olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca gazetenin ekonomik ilişkileri ve şirket bağlantıları konusunda çeşitli görüşlere de yer verildi.
PROJELERİN SAĞLIK TURİZMİ DEĞİL ENERJİ ÜRETİMİNE YÖNELİK OLDUĞU BELİRTİLDİ
Dernekler, kamuoyunda gündeme gelen “sağlık turizmi” tartışmalarına da değinerek, yürütülen projelerin sağlık turizmi amacıyla değil enerji üretimine yönelik olduğunu ifade etti. Açıklamada, yaklaşık 2000 metre derinlikten elde edilen jeotermal akışkanın teknik özellikleri nedeniyle sağlık turizmine uygun olmadığı, bunun yerine enerji üretimi amacıyla değerlendirilebileceği kaydedildi. Jeotermal enerji santrallerinin çevresel etkilerine ilişkin farklı bölgelerden örnekler verilerek Kuzey Ege’de benzer bir sürecin yaşanmasının istenmediği aktarıldı.
Dernekler ayrıca, Manici şirketiyle aynı ortaklık yapısına sahip olduğu belirtilen Çetmiköy Turizm A.Ş.’nin Erecek köyü çevresinde planladığı 249 odalı kırsal turizm projesinin ilgili mevzuat gerekçesiyle Çanakkale Valiliği tarafından 26 Ağustos 2025 tarihinde reddedildiğini belirtti. Açıklamada, kırsal turizm ve ekoturizm başlığı altında geliştirilen bazı projelerin tarım alanlarının kullanım biçimini değiştirme riski taşıdığı kaydedildi.
Küçükçetmi köyünde geçmişte kullanılan kaplıca alanına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan dernek temsilcileri, bölgede gerçekleştirilen sondaj çalışmalarının ardından kaplıca suyunun çekildiğini ve alanın kullanılamaz hale geldiğini vurguladı.
Şirket temsilcisi Ali Devrim Can hakkında da çeşitli görüşlerin yer aldığı açıklamada, 8 Haziran’daki bilirkişi keşfi öncesinde yaşanan tartışmaların provokatif olduğu ifade edildi. Daha önceki dava süreçlerinde de benzer gerilimlerin yaşandığı kaydedildi.
Açıklamanın sonunda dernekler, bölgedeki çevre ve yaşam alanlarını koruma mücadelesini sürdüreceklerini belirterek, kırsal alanlarda yürütülen projelerin yerel halkın rızası ve doğa üzerindeki etkileri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.









