2 Temmuz 1993, Günlerden Cuma.. Sivas’ta 35 aydın, ikisi otel görevlisi olmak üzere 37 can, Sivas Madımak Otelinde gericiler tarafından diri diri yakıldı.
Hükümet, saatlerce bu vahşete seyirci kaldı, müdahale etmedi; Büyük Usta Aziz Nesin olaydan şans eseri kurtulanlardan.
Kubilay’ın başının kesilmesiyle başlayan yobazlığın, gericiliğin, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığının bu kez “mezhepçilik” olarak karşımıza çıkıyor ve halkı Alevilere Aydınlara karşı kışkırtıyorlardı. Aslında Sivas’ta yakılmak istenen sadece 37 can değil, düpedüz laik demokratik Cumhuriyetti! Ülkeyi yönetenler, güvenlik güçleri konuya gerektiği gibi müdahale etmedi; gereken tepki gösterilmedi! Tıpkı Kerbela’dan başlayarak, Çorum, Maraş Gazi, Sivas v.s devam eden katliamlar gibi.
Bu gün, derin devletin elemanları Sivas olaylarını biz başlattık demelerine rağmen, geriye dönüp sorgulama ihtiyacı bile duyulmuyor. Orta- doğu da kesilen başların, yok edilen insanlığın ilk provaları, ilk pratiği Sivas’ta denenmiştir.
Şu bilinmelidir ki, halklarında bir sabrı vardır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan baskılar ve yok etmelere isyan edilerek bertaraf edilmiştir. Bu gün Cumhuriyet döneminde de bu aşamaya gelinmek üzeredir. Bu sabır daha fazla zorlanmamalıdır.
2 Temmuz Sivas katliamı üzerinden geçen yıllara rağmen, Alevilerin, nazarında küllenmemekte, tam tersine, Sivas yangını Alevilerin kanayan yarası olmaya devam etmektedir. Sivas katliamı Alevilerin yaşadığı diğer birçok katliamlara benzemekle birlikte çok trajik unsurlarla farklılık göstermektedir. Bu nedenle “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” bu nedenle “Sivas unutulmayacak” sözleri bu katliama karşı her fırsatta dile getirilecektir…
Katliamın başlatılmasıyla birlikte, tam Sekiz saat insanlar Madımak otelinde kendilerine bir yardım eli uzanmasını beklemekte, yardım istenmektedir, fakat Dönemin Cumhurbaşkanı, başbakanı, başbakan yardımcıları aranır olaya her hangi bir müdahale yapmazlar, orada yanan canlar, benden değildir düşüncesiyle vurdumduymazlık baş gösterilmektedir (dönemin Başbakanı otelin etrafını saran vatandaşlarımıza hiçbir zarar gelmemiştir demiştir……).Sivas Valisi, Kaymakamı, Emniyet Müdürü, Belediye başkanı, tanıdık bildik etkili yetkili kim varsa, bir umut Yanan canları bir an evvel kor ateşin içinden kurtarmak için aranır, fakat, ne hikmetse!! kimseden ses çıkmaz, sanki sözleşmişler gibi, o canların yanmasına göz yummuşlardır. Orada bulunan jandarma ve güvenlik güçleri de dahil, hiçbir güç gelip de şeriatçı güçleri durdurmamış ve dağıtmamıştır.
Alevilerin Tarih boyunca uğradığı katliamlar unutulmaz, çünkü, Temmuz sıcağı bir başka yakar Alevileri, Alevi bitmiş kor ateşi yanmakta nasıl unutulur sanatçılarımız. Ateşe semah dönem canlarımız, şairlerimiz, yazarlarımız, gazetecilerimiz, fotoğrafçılarımız, felsefecilerimiz, kolay yetişmiyor ama yaktılar hiç acımadan yaktılar, kül ettiler ve yıllarca süren davası zaman aşımından kimseye ceza vermeden bitirdiler, yargılamadılar, bir insanlık ayıbının üzerini bir kez daha kapattılar.
Sivas unutulmaz, Sıvasın ışığı sönmeyecektir….Saygilarimla…
Nurgül Sabancılar…








