Suriye’nin Lazkiye kentinde Tişrin Üniversitesi öğrencisi Betül Süleyman Alluş’un 29 Nisan 2026’da kaybolmasının ardından, Alevi ve kadın örgütleri ile insan hakları kuruluşları genç kadının akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını, ailesine teslim edilmesini ve olayın bağımsız uluslararası soruşturmayla araştırılmasını talep etti.
Suriye’nin Lazkiye kentinde Tişrin Üniversitesi Tıp Teknolojisi Bölümü öğrencisi Betül Süleyman Alluş’un 29 Nisan 2026 tarihinde kaybolmasının ardından, Alevi örgütleri, kadın dayanışma yapıları ve insan hakları kuruluşları genç kadının akıbetinin açıklığa kavuşturulması için uluslararası kamuoyuna çağrıda bulundu.
Açıklamada, Betül Süleyman Alluş’un üniversite yurdundan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadığı, ailesinin üniversite ve ilgili birimlere başvurmasına rağmen net bilgi alamadığı belirtildi. Aile, güvenlik kamera kayıtlarında yalnızca Betül’ün okula giriş görüntülerinin bulunduğunu, çıkış görüntülerinin ise silindiğinin kendilerine bildirildiğini kaydetti.
Ailenin sosyal medya üzerinden yardım çağrısı yapmasının ardından, Betül’ün telefonundan ailesine ve sosyal medya hesaplarına gönderildiği iddia edilen mesajlarda, genç kadının “kendi isteğiyle ayrıldığı”, “İslam’a geçtiği” ve “Allah yolunda hicret imkânı sağlandığı” ifadelerinin yer aldığı belirtildi. Aile, bu mesajların baskı altında yazdırılmış olabileceğini savunuyor.
ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Açıklamalarda ayrıca, baba ve ailenin yardım çağrısı sonrası hedef gösterildiği, tehditlere maruz kaldığı ve susturulmak istendiği belirtildi Sosyal medya tepkileri sonrası HTŞ’ye bağlı İçişleri birimlerinin aileyle görüşme gerçekleştirdiği ve Betül’ün 10 Mayıs Pazar günü teslim edileceği yönünde söz verildiği iddia edildi. Ancak daha sonra, Selefi yönelimli dini telkin çağrılarının ardından bu sürecin durdurulduğu ve teslimin gerçekleşmediği öne sürüldü.
Aileye göre Betül Süleyman Alluş’un şu anda Ceble’de, “kız evi/okul” olarak adlandırılan ve HTŞ’ye bağlı bir kurumda tutulduğu iddia ediliyor. Olayın ardından çeşitli insan hakları ve kadın örgütleri, durumun “kaçırma, zorla alıkoyma ve baskı yoluyla yönlendirme” şüphesi taşıdığını belirterek bağımsız uluslararası soruşturma çağrısında bulundu.
Uluslararası toplumun sessizliğinin bu tür olayları teşvik ettiği ifade edilen açıklamalarda, kadınlara yönelik şiddetin ve zorla inanç dayatmalarının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Ayrıca olayın sadece bireysel bir vaka değil, bölgede kadınlara ve farklı inanç gruplarına yönelik sistematik baskı iddialarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
TALEPLER
İnsan hakları ve kadın örgütleri, Birleşmiş Milletler ve ilgili uluslararası kurumlara çağrıda bulunarak şu talepleri dile getirdi: Betül Süleyman Alluş’un derhal ailesine teslim edilmesi, bölgede kadınlara yönelik kaçırma ve kötü muamele iddialarının bağımsız şekilde araştırılması ve sorumluların tespit edilerek uluslararası hukuk çerçevesinde yargılanması.
İMZACI KURUMLAR
Açıklamaya imza atan kurum ve oluşumlar şöyle sıralandı:
- Avrupa Arap Alevileri Federasyonu
- Australian Syrian Association Inc.
- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF)
- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK)
- Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE)
- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)
- Alevi Kültür Dernekleri (AKD)
- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)
- Alevi Eğitim Merkezi
- Şah İbrahim Veli e.V.
- AHRS – Suriye İnsan Hakları Topluluğu e.V.
- AFA (Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu)
- Akdeniz Sosyal Kültür Yardımlaşma Derneği (ASKD)
- Kamer Vakfı
- Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
- Türkiye Akdeniz Alevileri Kültür Birliği (TAAKB)
- Hollanda Kadav (Kadınlarla Dayanışma Vakfı)
- Bodrum Yurttaş İnisiyatifi
- Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinasyonu
- Karya Kadın Derneği
- Mor Dayanışma
- The Alawai Islamic Social Centre (Avustralya)
- Mannheim Konferans Heyeti
- İlerici Kadınlar Derneği
















