İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Emek, demokrasi ve ekoloji örgütleri “Doğa talanına dur de, yaşama sahip çık” mitinginde buluştu

Emeğin Partisi-EMEP’in çağrısı ile Kazdağları ve Madra Dağları’nda yürütülen madencilik faaliyetlerine dikkat çekmek amacı ile, Balıkesir-Edremit ilçesi Altınoluk Mahallesi’nde bir miting düzenlendi.

Mitinge EMEP Balıkesir İl ve Edremit İlçe örgütleri, TİP, CHP, ekoloji örgütleri, sendikalar ve yurttaşlar katıldı.

Altınoluk Kadın El Sanatları Sokağı’ndan başlayan yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’na kadar devam etti. Yürüyüş boyunca “Siyanürcü şirket Kazdağları’nı terk et”, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Dağlarımızı vermeyeceğiz”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ve Başkan Yardımcısı Selma Gürkan’ın katıldığı yürüyüş sonrasında Cumhuriyet Meydanı’nda konuşmalar yapıldı.

Mitinge Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Burhaniye Çevre Platformu (BURÇEP), Şahindere Dayanışma Platformu, Ayvalık Tabiat Platformu, Burhaniye Kent Konseyi Ekoloji Çalışma Grubu, Tüm Üretici Köylüler Sendikası (Tüm Köy Sen) ve Körfez Dersimliler Derneği pankartları ile katıldı.

KAZDAĞLARI YOK EDİLMEK İSTENİYOR!

Meydanda ilk konuşmayı Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan yaptı. Doğan, Kazdağları ve Madra Dağları’nda yürütülen madencilik faaliyetlerine dikkat çekerek başta Cengiz Holding, Limak Holding ve CVK Holding olmak üzere birçok şirketin bölgede ekosistemi tahrip eden faaliyetler yürüttüğünü söyledi.

Doğan, “Bu vahşi ve sömürgeci madencilik faaliyetlerine karşı hukuksal ve meşru mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu mücadeleyi büyütmek zorundayız” dedi.

https://l24.im/5YCGT

TÜMAD MADRA’YI YOK EDİYOR!

Ardından söz alan Burhaniye Çevre Platformu temsilcisi Ayşe Durakbaşa Madra Dağı’nda faaliyet gösteren TÜMAD Madencilik’in ruhsat alanını genişletme izni aldığını belirtti. Bu durumun Madra Dağı, Kozak Yaylası ve bölgedeki canlı yaşamını tehdit ettiğini ifade eden temsilci, doğa talanına karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

TARIM ALANLARI YOK EDİLİYOR!

Daha sonra konuşan Şuayip Çetin, Tüm Üretici Köylüler Sendikası Genel Başkanı olarak sendikanın yürüttüğü örgütlenme çalışmalarına değindi. Çetin, hükümetlerin yurttaşların sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasını sağlamakla yükümlü olduğunu belirterek “Ama bugün ne üretici mutlu ne de tüketici. Torunlarımız için, geleceğimiz için örgütlenmeli ve mücadele etmeliyiz” dedi.

DOĞA TALANI ÖRGÜTLÜ MÜCADELE İLE DURDURULUR!

Mitingde son olarak konuşan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, maden şirketlerinin faaliyet yürüttükleri bölgelerde çeşitli yardımlarla kendilerini kabul ettirmeye çalıştığını söyledi. Aslan, “Bu şirketler kaynakları sömürüp gittiklerinde geriye ne ekilecek toprak ne hayvan yetiştirilecek mera ne de gölgesinde oturabileceğimiz bir ağaç bırakıyor” dedi.

Erzincan İliç’te yaşanan maden felaketini hatırlatan Aslan, çevre davalarının önemine değinerek doğa talanını durduracak gücün halkın örgütlü mücadelesi olduğunu vurguladı. Çevre mücadelesinin işçi ve emekçilerin mücadelesiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade eden Aslan, iş cinayetlerine, çocuk işçiliğine ve demokratik hakların kısıtlanmasına da dikkat çekti.

HAVAMA SUYUMA TOPRAĞIMA DOKUNMA!

Miting boyunca “Havama, Suyuma, Toprağıma Dokunma”, “Cengiz Defol”, “TÜMAD Defol”, “Kazdağları bizimdir bizim kalacak”, “İş, ekmek, özgürlük” sloganları atıldı.

Konuşmaların ardından miting, doğa talanına karşı mücadelenin büyütülmesi çağrısıyla sona erdi.

SÜHEYLA DOĞAN’IN MİTİNG KONUŞMA METNİ

Değerli Basın temsilcileri, değerli katılımcılar,

Kazdağları ve çevresi pek çok ekolojik yıkım projesinin tehdidi altında. Kazdağları adeta yok edilmek isteniyor. Bu yıkım projelerinin başında metalik madencilik projeleri geliyor. En önemlileri de altın, gümüş, bakır ve kurşun. 

1980’li yıllarda özelleştirme politikaları ile kamu madenciliği yapan kurumlar özelleştirildi ve maden yasaları değiştirilmeye başlandı. 2000’li yılların başında AKP iktidarı ile birlikte yapılan bir torba yasa değişikliği ile de başta madencilik olmak üzere pek çok yasa değiştirildi ve ülkemizin her tarafı madencilik projelerine açıldı. Ülkemiz hem yabancı, hem de yerli şirketler için dikensiz gül bahçesi haline getirildi. Ülkemizin her tarafı parsellendi ve satışa çıkartıldı. Maden alanları ülkemize davet edilen çokuluslu şirketlere ve yerli işbirlikçilerine satıldı. Sömürge madenciliğinin önü açıldı.

2000’li yılların başından bu yana verilen ruhsat sayısı 400 bini buldu. Biga yarımadasının yüzey alanının yüzde 79’u maden için parsellendi. Peyder pey satılıyor. 

Halihazırda Cengiz Holding, TÜMAD madencilik, Koza AŞ (şimdiki Türk Altın AŞ), CVK Madencilik, Eczacıbaşı, Yıldızlar Holding, Eczacıbaşı, Limak, Bahar Madencilik, Ciner Grup, Zenit Madencilik, Polimetal Madencilik, Bilfer Madencilik gibi büyük şirketlerin ve  bazı irili ufaklı şirketlerin projeleri devam ediyor. 

2025 yazında Meclisten geçirilen işgal yasası ile de hem madencilik hem de enerji şirketlerinin önü daha da açıldı ve başta Akbelen olmak üzere Muğla’nın köylerinde yer alan zeytinlikler ve diğer tarlalar için kamulaştırma kararları verildi. 

Madencilik dışında bölgemiz enerji projelerinin de saldırısı altında. Biga ve Çan’da halen çalışmakta olan 5 adet termik santral projesi var. İklim değişikliği nedeniyle dünya ülkeleri kömürle çalışan santrallarını kapatırken, bizim ülkemizde hala termik santrallar planlanmakta. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bir yandan maden şirketlerine ruhsat verirken diğer yandan da enerji şirketlerine lisans dağıtıyor. Enerji üretimi ihtiyaç için değil, kar için, rant için yapılıyor. Yenilenebilir enerji şirketlerine  her dağın başında, her köyün yanında RES’ler ve JES’ler için ruhsatlar veriliyor. 

Enerji ve maden yatırımları için başta ormanlarımız olmak üzere, köylülerin tarlaları, meralar ve su varlıklarımız şirketlere peşkeş çekiliyor. Bu faaliyetler sonucunda;
-Ormansızlaşma, tarım alanları ve meraların kaybı, kuraklık, susuzluk çekiyoruz.

*Köylüler göçe zorlanıyor, tarım yapamaz hale geliyor, daha da yoksullaşıyor.

*Tarım ve hayvancılık  ve  gıda üretimi azalıyor. Gıda adaletsizliği yaşıyoruz.

Maden ve enerji dışında ekoturizm, imar baskısı, mega projeler nedeniyle zeytinlikler ve tarım alanları yine risk altında. 

Ekolojik yıkımlardan kadınlar ve çocuklar en fazla etkilenen kesim. 

Tüm bu sömürgeci maden ve enerji politikalarına karşı yerel halkla ve ekoloji örgütleri ile birilkte birleşik mücadele şart. 

Buradan, mitingi düzenleyen EMEP’e, TİP’e, Sol Parti’ye, TKP’ye, Kızıl Parti’ye, DEM’e ana muhalefet  partisi CHP’ye ve adını sayamadığım diğer partilere, emek ve demokrasi örgütlerine bir çağrımız var. Mücadelemizi birleştirelim. Köylere, dağlara, keşiflere, mahkeme salonlarına hep birlikte gidelim.   Kirazlı direnişi gibi 10 binler olalım. 

Yarın Çanakkale’nin Kuşçayır köyü yakınlarında CVK Madencilik tararından açılmak istenen bir altın madeni projesinin Halkın Katılımı Toplantısı var. Proje, ülkemizin, belki de Avrup’nın en büyük projesi. 38 bin dönüm  orman ekosistemini yok edecek bir proje. Hep birlikte orada olalım. Projeye “Hayır” diyelim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. 15.03.2026

Süheyla Doğan

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği

Mission News Theme by Compete Themes.