İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Savaşın Gölgesinde Barışı Aramak: 1 Eylül Dünya Barış Günü

Elif Keleşo yazdı…

Dünya Barış Günü, her yıl 1 Eylül’de anılıyor ve bu özel gün, insanlığın ortak bir arzusu olan barışın simgesi haline gelmiş durumda. Ancak bu anma, savaştan yıkıma, acıdan gözyaşına kadar insanlığın karşı karşıya olduğu sayısız trajedinin gölgesinde gerçekleşiyor. Günümüz dünyasında, barıştan bahsetmek çoğu zaman sembolik bir eylemden öteye geçemiyor. Peki, neden barış bugün bu kadar uzak bir hayal gibi görünüyor?

Dünyanın dört bir yanında devam eden savaşlar, çatışmalar ve işgaller, insanlığın büyük bölümünü çaresizliğe sürüklüyor. Bu savaşlarda en büyük bedeli ödeyenler ise, çoğu zaman çocuklar ve masum siviller oluyor. Barış sözcüğü bu kadar anlam yüklü bir kelimeyken, savaşın hakim olduğu bir dünyada, adeta içi boşaltılmış bir kavrama dönüşüyor. Umutların bombalarla yerle bir edildiği, insanların barış umudunu yitirdiği bir dönemde yaşıyoruz.

Ancak savaşların gerçek sebeplerine baktığımızda, bu çatışmaların halklar arasında değil, çıkar grupları arasında olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz. Silah sanayisi, savaş ekonomisinin en büyük aktörlerinden biri olarak, savaşların devam etmesini sağlayan bir mekanizma oluşturmuş durumda. Bu endüstrinin kazançları, savaşın uzamasına ve yeni çatışma bölgelerinin oluşmasına katkıda bulunuyor. Finans oligarşisi ise bu sistemin ayrılmaz bir parçası; savaştan kazanç sağlayanlar, halkların acıları üzerinden servetlerini artırıyor.

Savaşlar, halkların iradesiyle değil, bu güç odaklarının çıkarları doğrultusunda şekilleniyor. Halklar, her zaman barış içinde yaşamak isterken, savaşlardan beslenenler kaosun sürmesini istiyor. Her ölüm, onların hanesine kazanç olarak yazılıyor; her yıkım, daha fazla silah satışı anlamına geliyor. Bu sistemin sürdürülebilirliği, barışın imkânsızlığına dayanıyor.

Gerçek barış, bu düzenin değişmesiyle mümkündür. Barış, sadece bir gün hatırlanacak ve anılacak bir kavram değil, sürekli bir mücadele ve direnç gerektiren bir olgudur. Halkların barış talebini yükseltmesi ve bu talebi hayata geçirecek adımlar atması, barışın mümkün olabilmesi için en önemli unsurlardan biridir.

Barış için mücadele etmek, sadece savaşın karşısında durmak değil, aynı zamanda bu savaşı üreten yapıyı da sorgulamak ve değiştirmek anlamına gelir. Savaş ekonomisinin son bulması, halkların iradesinin egemen olduğu bir dünyanın inşa edilmesiyle mümkün olabilir. Silah sanayisinin, finans oligarşisinin ve savaş çığırtkanlarının çıkarlarına karşı durmak, gerçek barışın ön koşuludur.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, sadece barışı anmak yetmez; bu uğurda mücadele etmek de zorunluluktur. Barışın gerçekleşmesi, halkların elinde. Savaşa karşı direnmek, barış içinde bir gelecek kurmak için atılacak ilk adımdır. Bu dünya bizim, gelecek bizim elimizde.

Barışı simgeleyen her gün, savaşın olmadığı bir dünya için umut ışığı olmalı. Bizler, bu ışığı büyütmek ve geleceği savaşsız bir dünya olarak inşa etmek için kararlılıkla yolumuza devam etmeliyiz.

Mission News Theme by Compete Themes.