levi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, yayımladığı açıklamada kadına yönelik şiddetin bu topraklarda her gün yeniden üretilen bir devlet politikasına dönüştüğünü belirtti.
Açıklamada, erkek egemen düzenin korunduğu, şiddetin cezasızlıkla ödüllendirildiği ve eşitsizliğin yasalarla meşrulaştırıldığı bir ülkede kadınların yaşam hakkının sürekli olarak hedef alındığı vurgulandı.
“Eline, beline, diline sahip ol” ilkesi hatırlatıldı
Açıklamada Alevi inancında kadının yolun, vicdanın ve rızalığın taşıyıcısı olduğu belirtilerek “Eline, beline, diline sahip ol” ilkesinin insanın insana kıymamasını buyurduğu ifade edildi. Kadınların yaşamına yönelen her saldırının devletin kadın hayatını hiçe sayan politikalarıyla daha da pervasızlaştığı, kadına el kaldıran zalimin cesaretinin cezasızlıkla büyütülen karanlıktan beslendiği kaydedildi.
“Alevi kadınlar en ağır bedeli ödemiştir”
Suriye’de yıllardır süren çatışmaların ortasında en ağır bedeli Alevi kadınların ödediği belirtilen açıklamada, HTŞ çeteleri tarafından her türlü insanlık dışı saldırıya maruz bırakıldıkları ifade edildi. Başta Türkiye olmak üzere dünya devletlerinin “demokrasi kahramanı” olarak lanse ettiği Colani ve çetesinin gerçekte insanlık ve kadın düşmanı bir yapı olduğu, Alevi, Dürzi ve Hristiyan kadınlara yönelik saldırıların bunun en net göstergesi olduğu kaydedildi. Dünya devletlerinin bu vahşete seyirci kaldığı ve bu karanlığın ortağı oldukları ifade edildi. Açıklamada, “Katil Colani ve HTŞ çetelerinin bu saldırıları derhal durdurulmalıdır” denildi.
“İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması en açık göstergedir”
Açıklamada ülkede bir kararname ile İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının kadınların yaşam hakkının siyasal pazarlıkların malzemesi haline getirildiğinin en açık göstergesi olduğu belirtildi. Nefret mitingleriyle LGBTİ+’ların hedef haline getirilmesinin devletin şiddeti örgütleyen bir zemin yarattığını gözler önüne serdiği ifade edildi. Koruma kararlarının uygulanmaması, fail lehine işleyen yargı pratikleri ve kadını aile içine hapseden politikaların toplumsal cinsiyet eşitsizliğini devlet eliyle kurumsallaştırdığı kaydedildi.
“25 Kasım kadınların şiddete itirazının günüdür”
Açıklamada 25 Kasım’ın kadınların şiddete itirazının bir kez daha yankılandığı gün olduğu ifade edildi. Bu itirazın ülkede şiddetin, nefretin ve eşitsizliğin büyümesinden kaynaklandığı belirtildi. Görevini yapmayan, kadını korumayan ve yaşam hakkını güvence altına almayan devletin kadınların maruz kaldığı her şiddetin ortağı olduğu kaydedildi. “Kadınlar özgürleşmedikçe bu toplumun hiçbir parçası özgürleşmeyecektir” denildi.
“Bu karanlığın karşısında yolun ve adaletin dilini büyütmeyi görev biliriz”
Açıklamada kadınların yaşam hakkı, özgürlüğü ve eşitliğinin iktidarların keyfi kararlarıyla değil; hukukun üstünlüğü ve evrensel insan haklarıyla korunması gerektiği vurgulandı. “Nefesi çalınan her kadın için mücadele edecek ve bu kör karanlığı yok edecek nice deliller uyandıracağız” ifadeleri kullanıldı.









