Aralarında tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu‘nun da bulunduğu 68’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davası, 50’nci gününde devam ediyor. Duruşmada söz alan İmamoğlu, geçen hafta çıplak arama ve savcının tehdidine maruz kaldığını söyleyen İBB iştiraki Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker hakkında, “AK Parti Grup Başkanvekili’nin duyarlılığını, İçişleri Bakanı’nın hassas bir şekilde ele almasını önemsiyorum. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanı’ndan da bekliyorum. Bir savcı, bir anneyi çocuğuyla tehdit etti. SEGBİS kaydı ile bu iddia ortaya çıkabilir. Üstü örtülecek bir şey değil, işlem başlatılmasını bekliyorum” dedi.
Geçen hafta, Medya A.Ş.’nin eski genel müdürleri Elif İpek Atayman ve Fatoş Pınar Türker’in de aralarında olduğu tutuklu sanıkların savunmaları ve sorgularıyla tamamlanmıştı. Bugün Fatoş Ayık’ın yarım kalan sorgusuyla devam edecek. Daha sonra İBB Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin ve İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay’ın savunmasına geçilmesi bekleniyor.
Duruşmada Ayık’ın sorgusuna geçilmeden önce İmamoğlu söz aldı. “Asrın yolsuzluğu denilen davada neler yaşadığımız kamuoyunun gözü önünde oluyor” diyen İmamoğlu, bu hafta yapılacak tutukluluk incelemesinde mahkeme heyetine vicdanlı karar vermesi çağrısında bulundu. Özellikle hasta ve kadın tutuklular için hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, “Savunmasını yapan arkadaşlarımızın bir fırsat elde etmesini talep ediyorum” dedi.
“Bir savcı, bir anneyi çocuğuyla tehdit etti”
İmamoğlu ayrıca Türker’in geçen hafta ifadesinde anlattığı çıplak arama ve savcı baskısı konularına ilişkin olarak, “AK Parti Grup Başkanvekili’nin duyarlılığını, İçişleri Bakanı’nın hassas bir şekilde ele almasını önemsiyorum. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanı’ndan da bekliyorum. Bir savcı, bir anneyi çocuğuyla tehdit etti. SEGBİS kaydı ile bu iddia ortaya çıkabilir. Üstü örtülecek bir şey değil, işlem başlatılmasını bekliyorum” dedi.
Murat Ongun’dan Fatoş Ayık’a: Sizi kuruma ben mi yerleştirdim?
İmamoğlu’nun ardından Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, Fatoş Ayık’a “Ben ya da Emrah Bağdatlı’nın bir baskı yaptığına şahit oldunuz mu, sizi kuruma ben mi yerleştirdim?” diye sordu. Ayık, “Hayır” yanıtını verdi.
Ongun’dan sonra İmamoğlu da, “Bir suç örgütü iddiası ortaya atılıyor. Kendimi eleştiriyorum, buradaki ifadeleriyle kendilerini tanıma fırsatı buluyorum, örgüt üyesi olduklarını öğreniyorum. Daha önce tanışmış mıydık?” diye sordu. Ayık bu soruyu da “Hayır” diyerek yanıtladı. Bunun üzerine İmamoğlu, “Bu ülkenin hazinesini teslim edeceğimiz kadınları dinliyorsunuz” dedi.
Fatoş Ayık’ın avukatı: İnsan haklarına, insan onuruna aykırı şeyler oldu
Ayık’ın avukatı Uğur Güner, savunmasına başladı. “15 aydır tutukluyuz, bundan önce sadece 15 dakika konuştuk” diyen avukat Güner, “İnsan haklarına, insan onuruna aykırı şeyler oldu. İfademizi alan savcı, soruşturma savcısı değildi. Tutuklandıktan sonra önce Silivri’ye konuldu, sonra Gebze’ye gönderildi. Avukatlarına bile haber verilmedi” ifadelerini kullandı. Avukat Güner, “Bu hukuksuzluğu bitirecek vicdanınızın olduğuna inanmak istiyoruz. Tahliyesine karar verilmesini talep ediyorum” diyerek savunmasını noktaladı.
Serap Karay’ın savunması başladı
20 yıldır yerel yönetimlerde çalıştığını, 17 yıllık devlet memuru olduğunu ifade eden Karay, “Basılı materyallerin temini hizmet alım işinden cezalandırılmam isteniyor. Bizim yaptığımız ihaleler zorunlu ve makul gerekçelere dayanmaktadır” dedi. Karay, 13 ayın uzun bir süre olduğunu söyleyerek, “İnsan 13 ayda çok şey öğreniyor. Ben de cezaevinin ne olduğunu öğrendim. 20 yılı aşkın kamu hizmetimin sonunda suçsuzluğumu anlatacağım aklıma gelmezdi. İnsanın özgürlüğünü kaybetmesi çok ağır. Özgürlüğümü yalnızca kendim için değil, aynı zamanda birlikte daha ne kadar vakit geçireceğimi bilmediğim ailem için de istiyorum” diyerek savunmasını noktaladı.
Karay’ın sorgusunun ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken izleyici kısmında oturan Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat’ı gördü. Adalar Belediyesi’ne geçen hafta başlatılan incelemeye yönelik konuşan İmamoğlu, “Geçmiş olsun başkanım. Adalar’a selam” dedi. Akpolat, “Seninle gurur duyuyoruz” diye bağırırken İmamoğlu “En yüksek cesaretle…” diyerek salondan ayrıldı.
Karay’ın avukatı: Dosya kapsamında olmayan birçok iddiayla basın yoluyla karşı karşıya kaldık
Aranın ardından duruşma, Serap Karay’ın avukatı Kerem Donat’ın savunmasıyla başladı. Dava sürecinde “Savcı tutukladı, savcı serbest bıraktı” gibi ifadelerin kullanıldığını söyleyen Donat, “Bu, geldiğimiz noktayı anlatıyor” dedi. Donat, soruşturma makamına da katibine de ulaşamadıklarını, dosya kapsamında olmayan birçok iddiayla basın yoluyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Müvekkiline yöneltilen suçlamalarla ilgili mahkeme başkanına seslenen avukat Donat, “Biraz fazla kopyala-yapıştır olmuş” dedi ve Serap Karay’ın bu kadar eylemin içinde bulunmasının nedenini personel eksikliğiyle açıkladı. Donat, “Birçok ihalede görev alması olağandışı ya da suç değil. Personel eksikliğinden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.
“Hükümlü koğuşunda kalıyor, korktuğunu söylüyor”
Müvekkilinin hükümlü koğuşunda kaldığını söyleyen Donat, “Serap Hanım 392 gündür tutuklu. Kendisini 60 dakika savundu. Koğuşa döndüğünde korktuğunu söylüyor” dedi. Donat, Serap Karay’ın el konulan materyallerini geri verilmesini ve tahliye edilmesini talep etti.
Taner Çetin: Savcı “64 yaşına gelmişsin, buradan çıkamazsın, gel etkin pişmanlıktan yararlan” dedi
İBB Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin’in savunması başladı. 1990 yılında Silivri Belediyesi’nde başlayan bir iş hayatı olduğunu ifade eden Çetin, “Özel hayatımla kamuoyuna hedef gösterildim, sosyal medyada linç edildi. Çalışma arkadaşlarımla ilgili çıkan çirkin belaltı haberlerin kasıtlı olduğunu düşünüyorum” diyerek sözlerine başladı.
“Kendimi saçma sapan haberlerin içinde bulduğumda çok canım sıkıldı” diyen Çetin, gözaltına alındıktan sonra savcının karşısına çıkartıldığını söyledi ve savcının kendisine “64 yaşına gelmişsin, buradan çıkamazsın, gel etkin pişmanlıktan yararlan. Senin Ekrem’in bile diploması yok, senin gibileri dolduruyor oraya, dolgun maaş veriyor, gel sen itirafçı ol” dediğini öne sürdü.
Mahkemede hakimin yüzüne bile bakmadan kendisini tutukladığını, Silivri Cezaevi’ne girdikten 15 gün sonra hiçbir bilgi verilmeden İzmir’e sevk edildiğini söyleyen Çetin, “12 ihaleden sorumluyum. Bu 12 ihalede 60 komisyon üyesi var. Ama burada 2 kişi var. Geri kalan 58 kişi nerede? Doğru olan zaten burada olmamaları” ifadelerini kullandı. Çetin, savunmasında kendisini “Ben biraz kıl bir daire başkanıyım. Her sene Sayıştay’a hazır olmak için denetim isterim” diye anlattı.
Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen ve “İdari tercihlerin ceza dosyasına dönüştürülmesine itiraz ediyorum” sözleriyle savunmasını sürdüren Çetin, “35 yıldır attığım tüm imzaların arkasındayım” dedi. Çetin, “Bunlar ağır ceza mahkemesinin konusu değil. Tamamen sizin vaktinizi boşa harcadıklarını düşünüyorum. Bunlar idare mahkemesinin konusudur” ifadelerini kullandı.









