İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Suriye’de Alevi Soykırımı: İnsanlık Neden Susuyor?

Suna Doğan yazdı

Suriye savaşının kaotik manzarası içinde bazı acılar özellikle gizleniyor. Uluslararası medya, bazı trajedileri büyüteçle incelerken, diğerlerini bilinçli bir şekilde görmezden geliyor. Bugün Suriye’de, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve onun El Kaide’den devraldığı selefi-cihatçı zihniyetin hedefinde olan Aleviler, sistematik bir katliamın kurbanı oluyor. Ancak bu mezalim, dünya basınının gündemine girmiyor.

HTŞ ve El Kaide’nin Değişmeyen Nefreti

HTŞ, köken olarak El Kaide bağlantılı bir örgüt. Zaman içinde çeşitli isim değişiklikleri ve makyaj hamleleriyle “ılımlı” bir yapı gibi sunulsa da özünde aynı radikal ideolojiye sahip. Bu yapı, Alevileri ve diğer azınlıkları “kafir” olarak tanımlıyor ve onların varlığını hedef alıyor. Suriye sahil bölgelerinde ve Lazkiye kırsalındaki Alevilere yönelik saldırılar, sistematik bir etnik ve mezhepsel temizlik politikasının açık göstergesi.

Üstelik bu yapı, bazı ülkelerin desteğini alarak ve Türkiye’nin garantörlüğü altında hareket ederek meşru bir aktör gibi sunuluyor. HTŞ lideri, takım elbise giydirilip kravat taktırılarak Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olması istenen bir figür haline getirildi. Ancak bu kişi, aslında kuzu postuna bürünmüş bir kurt, özünde ise DEAŞ zihniyetine sahip biridir. Başını çektiği HTŞ ise, karışık aşırı cihatçı grupların bir araya geldiği bir yapıdır.

Bu gruplar, Beşar Esad’ın Alevi bir aileden olmasını bahane ederek, onun tüm suçlarının faturasını çocuk, kadın demeden masum Alevi halkına kesiyor. Siviller acımasızca katlediliyor, akıl almaz işkencelere tabi tutuluyor, köyler yakılıp yıkılıyor. Yeni gelen haberler, korkunç görüntüler ve anlatılanlar, bu vahşetin boyutlarını gözler önüne seriyor. İnsanlar direklere bağlanıyor, köpekler gibi havlatılıyor, Aleviler için yeni toplu mezarlar hazırlanıyor.

Bugün Aleviler Hedefte: Lazkiye ve Dağ Köyleri Kan Ağlıyor

Katliam artık uzak bir geçmişin hikâyesi değil; şu an, bugün, Suriye sahil bölgesindeki Alevi dağ köylerinde ve Lazkiye çevresinde yaşanıyor. HTŞ ve onun cihatçı müttefikleri, bölgedeki Alevi nüfusu hedef alarak köylere saldırılar düzenliyor. Gelen haberler korkunç: Alevi köyleri yok ediliyor, aileler hunharca katlediliyor. Dünya ise yine sessiz.

Suriye savaşının başından itibaren Aleviler, bu radikal grupların hedefinde oldu. 2012-2013 yıllarından itibaren Alevi köylerine yönelik saldırılar arttı. Kadınlar ve çocuklar bu vahşetin kurbanı oldular. Lazkiye kırsalındaki Alevi köylerine düzenlenen saldırılar, onlarca masum insanın katledilmesiyle sonuçlandı. Ancak 2013’teki Ezidi katliamı, özellikle Şengal bölgesinde gerçekleşti ve burada kadınlar kaçırılıp köle pazarlarında satıldı. Bugün de benzer saldırılar özellikle Aleviler üzerinde yoğunlaştı ve diğer azınlıklar üzerinde de sürüyor. HTŞ’nin kontrol ettiği bölgelerden gelen militanlar, Suriye’nin sahil bölgesindeki Alevi köylerine sızarak sivil halkı katlediyor.

Dünya Medyasının Sessizliği: Çifte Standart

Eğer bu saldırılar İslamcı gruplara yönelik olsaydı, küresel medya bunu haftalarca manşetlerden düşürmezdi. Uluslararası insan hakları örgütleri ve Batılı devletler peş peşe kınama mesajları yayınlar, faillerin yargılanması için kampanyalar başlatılırdı. Ancak saldırıya uğrayanlar Aleviler olunca, aynı hassasiyet gösterilmiyor. Çünkü Aleviler, yaşadıkları hiçbir ülkede eşit vatandaş olarak kabul edilmiyorlar ve her zaman en zayıf halkalardan birini oluşturuyorlar. Ne bir devlete sahipler ne de uluslararası güç odakları tarafından korunuyorlar.

Bu sessizlik, sadece medya kuruluşlarının değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları örgütlerinin ve Batılı devletlerin de ortaklaştığı bir utanç tablosudur.

Adalet Çağrısı: Aleviler Sahipsiz mi?

Bu katliama sessiz kalmak, bu insanlık suçuna ortak olmak demektir. Çağrımız, bütün Alevilere birlik olma çağrısıdır. Ve vicdan sahibi bütün insanlara, en çok da iki yüzlü devletlere ve dünya medyasına sesleniyoruz: Alevi halkı sahipsizdir, arkalarında hiçbir devlet yoktur.

Yıllar önce Ezidi halkının yaşadığı insanlık dışı zulümle bugün Aleviler ilk sırada karşı karşıyadır. Bu tarihi trajediyi önlemek için hâlâ bir şansımız var. Ama bunun için önce dünya kamuoyunun bu vahşete gözlerini açması gerekiyor.

Bugün susmak, suça ortak olmaktır. Dünya, bu sessizliği bozmak zorunda.

Mission News Theme by Compete Themes.