İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

PİR SULTAN’IN MİRASINA SAHİP ÇIKMAK BORCUMUZDUR.

PİR SULTAN’IN MİRASINA SAHİP ÇIKMAK BORCUMUZDUR

Bir Pir’in makamı böyle mi korunur?

Yaklaşık üç yıl önce, üç arkadaş Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyüne gittik. Amacımız sıradan bir gezi değildi. Biz, Alevi inancının ve Anadolu halk kültürünün en büyük ozanlarından biri olan Pir Sultan Abdal’ın izini sürmeye, onun yaşadığı toprakları görmeye ve Pirimizin hatırasını yaşatan müzeyi ziyaret etmeye gitmiştik.

Fakat müzenin önüne geldiğimizde gördüğümüz manzara karşısında hepimiz adeta donup kaldık.

İnsan, Pir Sultan Abdal’ın adına yapılmış bir müzenin önüne geldiğinde ne bekler?

Düzenli, temiz, bakımlı ve Pir’in büyüklüğünü yansıtan bir mekân…

İnsanların saygıyla ziyaret edeceği, gençlerin Pir Sultan’ı tanıyacağı, ozanların ve zakirlerin burada nefeslerini yaşatacağı bir kültür yuvası…

Ama gördüğümüz manzara bambaşkaydı.

Müzenin önü adeta bir garaj ve tarım araçlarının bulunduğu bir alan görünümündeydi. Etrafta atıl durumda araçlar ve çöpler vardı.

İçeri girdiğimizde ise ikinci bir şaşkınlık yaşadık.

Biz, Pir Sultan Abdal’ın heybetini ve büyüklüğünü yansıtan bir heykel beklerken, karşımıza küçük ve Pir Sultan’ı temsil etmekten uzak olduğunu düşündüğümüz bir heykel çıktı.

Üç arkadaş birbirimize baktık. İçimiz burkuldu.

Çünkü orada yalnızca bir müzeyi değil, bizim tarihimize, hafızamıza ve Pir Sultan’a gösterilen ilgiyi sorgulamaya başladık.

Ve kendimize şu soruyu sorduk:

Biz Pir Sultan Abdal’a gerçekten sahip çıkıyor muyuz?

⸻

BİZ PİR SULTAN’IN DEYİŞLERİYLE BÜYÜDÜK

Bizler Pir Sultan’ın nefesleriyle, deyişleriyle büyüdük.

Pir Sultan sadece bir ozan değildir.

O, Anadolu halkının acısını, sevgisini, direncini, adalet arayışını ve insan sevgisini sazının teline aktaran büyük bir halk ozanıdır.

Onun sözleri yüzyıllardır dilden dile dolaşmaktadır.

Nice cemlerde onun deyişleri söylendi. Nice zakir, onun nefesleriyle canlara seslendi. Nice ozan, Pir Sultan’ın açtığı yoldan yürüdü.

Nice Alevi çocuğu, Pir Sultan’ın deyişlerini dinleyerek büyüdü.

Peki bugün biz onun hatırasına ne kadar sahip çıkıyoruz?

Pir Sultan’ın adını anmak kolaydır. Deyişlerini söylemek kolaydır.

Pir Sultan Abdal adına dernek kurmak kolaydır. Festival düzenlemek kolaydır.

Konuşmalar yapmak, pankartlar açmak, sosyal medyada Pir Sultan’ın fotoğraflarını paylaşmak kolaydır.

Asıl mesele, Pir Sultan’ın yaşadığı topraklara ve mirasına sahip çıkmaktır.

⸻

ALEVİ KURUMLARINA VE DEDELERİMİZE SESLENİYORUM

Buradan bütün Alevi kurumlarına, cemevlerine, federasyonlara, derneklere, vakıflara, dedelerimize, ocaklarımıza ve Pir Sultan Abdal adına faaliyet yürüten bütün kurumlara açıkça sesleniyorum:

Pir Sultan Abdal’ın mirası yalnızca sözle korunmaz.

Pirimizin doğduğu, yaşadığı, nefes verdiği topraklara sahip çıkmak zorundayız.

Hacı Bektaş Veli’nin adına sahip çıkıyorsak, Pir Sultan Abdal’a da sahip çıkmalıyız.

Hacı Bektaş Veli Müzesi’ni önemsiyorsak, Pir Sultan’ın müzesini de önemsemeliyiz.

Çünkü bizim tarihimiz parçalanamaz. Birini diğerinden ayıramayız.

Hacı Bektaş Veli ne kadar bizimse, Pir Sultan Abdal da o kadar bizimdir.

Şah Hatayi, Nesimi, Kul Himmet, Virani ve daha nice pirlerimiz ve ozanlarımız nasıl bizim ortak hafızamızsa, Pir Sultan da bizim ortak değerimizdir.

Bu nedenle artık susmamalıyız.

⸻

PİR SULTAN DERNEKLERİNE ÇAĞRIMDIR

Özellikle dünyanın ve Türkiye’nin farklı yerlerinde Pir Sultan Abdal Derneği adı altında çalışmalar yapan başkanlara ve yöneticilere sesleniyorum:

Pir Sultan’ın adını yaşatmak yalnızca etkinlik düzenlemek değildir.

Pir Sultan’ın adını yaşatmak, onun mirasını korumaktır.

Banaz’daki müzenin durumu hepimizi ilgilendirmelidir.

Bu konu bir kişinin, bir derneğin veya bir kurumun sorunu değildir.

Bu, hepimizin sorunudur.

Ben bugün bütün Pir Sultan Abdal dernek başkanlarının bir araya gelmesini ve şu soruyu sormasını istiyorum:

“Pir Sultan’ın müzesini nasıl daha iyi bir hale getirebiliriz?”

Bir kampanya başlatılamaz mı?

Bir restorasyon projesi hazırlanamaz mı?

Müzenin çevresi düzenlenemez mi?

Pir Sultan’ın hayatını, eserlerini ve mücadelesini anlatan çağdaş bir müze oluşturulamaz mı?

Gençlerin gelip Pir Sultan’ı öğrenebileceği bir kültür merkezi kurulamaz mı?

Bunların hepsi yapılabilir. Yeter ki isteyelim.

⸻

OZANLARIMIZA VE ZAKİRLERİMİZE SESLENİYORUM

Buradan özellikle ozanlarımıza ve zakirlerimize sesleniyorum.

Sizler yıllardır Pir Sultan’ın deyişleriyle canlara seslendiniz.

Onun sözlerini sazınızla, sesinizle, nefesinizle bugüne taşıdınız.

Pir Sultan’ın deyişleri olmasaydı, Alevi-Bektaşi müziğinin ve sözlü kültürümüzün çok önemli bir parçası eksik kalırdı.

Öyleyse şimdi sizlerin de sesinizi yükseltme zamanıdır.

Sazınızı yalnızca cemlerde değil, Pir Sultan’ın müzesinin kapısında da konuşturun.

Birlikte gidin. Birlikte söyleyin. Birlikte talep edin.

Pir Sultan’ın nefeslerini söyleyerek onun hatırasının yaşatılmasını isteyin.

Çünkü bazen bir sazın teli, yüzlerce konuşmadan daha güçlüdür.

⸻

İŞ İNSANLARIMIZA DA BİR ÇAĞRIM VAR

Alevi toplumunun çok değerli iş insanları var.

Dünyanın birçok ülkesinde başarılı olmuş, büyük işler kurmuş, toplumuna destek veren insanlarımız var.

Buradan onlara da samimi bir çağrıda bulunuyorum:

Pir Sultan Abdal’ın müzesi için el ele verelim.

Bir iş insanımız çevre düzenlemesini üstlensin.

Bir başkası müzenin bakımına katkı sunsun.

Bir başkası Pir Sultan’ın heykelini ve sergi alanlarını yenilemeye destek olsun.

Bir başkası gençler için eğitim ve kültür alanlarının kurulmasına katkı versin.

Bu yalnızca para meselesi değildir.

Bu, geleceğe bırakacağımız miras meselesidir.

Bugün milyonlar harcayarak yaptığımız birçok şey yıllar sonra unutulabilir.

Ama Pir Sultan’ın adını yaşatmak için yapılan bir eser, çocuklarımıza ve torunlarımıza kalabilir.

⸻

PİR SULTAN BİZİM ORTAK HAFIZAMIZDIR

Pir Sultan Abdal yalnızca Banaz’ın, Sivas’ın veya Yıldızeli’nin değeri değildir.

Pir Sultan bütün Anadolu’nun değeridir.

Onun sözleri sınırları aşmıştır.

Türkiye’den Avrupa’ya kadar milyonlarca insan onun deyişlerini dinlemektedir.

O halde şu soruyu sormamız gerekiyor:

Pir Sultan’ın adını dünyaya taşıyan bizler, onun kendi toprağındaki hatırasına neden yeterince sahip çıkamıyoruz?

Bu sorunun cevabını artık hep birlikte aramalıyız.

Ben kimseyi suçlamak için yazmıyorum.

Ben bir Alevi yurttaşı olarak, bir insan olarak, Pir Sultan’ın deyişleriyle büyümüş biri olarak içimde oluşan büyük bir üzüntüyü dile getiriyorum.

Çünkü gördüğüm manzara beni yaraladı.

Belki bugün değişmiştir, belki bazı düzenlemeler yapılmıştır; fakat benim o gün gördüğüm tablo hafızamdan hiç silinmedi.

Ve şu soruyu hâlâ kendime soruyorum:

Pir Sultan Abdal gibi bir değere, kendi memleketinde daha görkemli, daha anlamlı, daha saygın bir müze kazandıramaz mıyız? Elbette kazandırabiliriz.

⸻

ARTIK SÖZDEN EYLEME GEÇME ZAMANI

Artık yalnızca Pir Sultan’ın adını anmanın değil, onun mirasına sahip çıkmanın zamanıdır.

Alevi kurumları… Dedeler… Ocaklar… Pir Sultan dernekleri… Ozanlar…

Zakirler… Akademisyenler… Sanatçılar… İş insanları…

Gençler… Hepimize görev düşüyor.

Geliniz, Pir Sultan’ın hatırasını yalnızca kitaplarda ve deyişlerde bırakmayalım.

Geliniz, Banaz’daki müzeyi Alevi toplumunun gurur duyacağı bir kültür merkezine dönüştürmek için güçlerimizi birleştirelim.

Geliniz, Pir Sultan’ın heykelini, müzesini, çevresini, tarihini ve bütün kültürel mirasını gelecek kuşaklara yakışır biçimde yaşatalım.

Çünkü Pir Sultan bize yalnızca deyiş bırakmadı.

Bize bir hafıza bıraktı.

Bize bir kültür bıraktı.

Bize bir söz bıraktı.

Bize bir saz bıraktı.

Bize bir insanlık anlayışı bıraktı.

Ve şimdi sıra bizde.

Biz de Pir Sultan’a sahip çıkmalıyız.

Yarın çocuklarımız Banaz’a gittiklerinde, “Burada Pir Sultan Abdal yaşamış” demekle yetinmemeli.

Başlarını kaldırıp gururla: “Burası bizim Pirimizin yurdu. Biz onun mirasına sahip çıktık.” diyebilmeliler.

Pir Sultan’ın sazının sesi yüzyılları aştı. Şimdi o sese kulak verme sırası bizde.

Pir Sultan’a sahip çıkmak, kendi tarihimize sahip çıkmaktır.

Pir Sultan’a sahip çıkmak, kendi kültürümüze sahip çıkmaktır.

Pir Sultan’a sahip çıkmak, çocuklarımıza bırakacağımız onurlu mirasa sahip çıkmaktır.

Artık Pir Sultan için sadece konuşmayalım. Birlikte harekete geçelim.

Çünkü bazı değerler vardır ki onları korumak bir tercih değil, boynumuzun borcudur.

Pir Sultan Abdal’ın mirası da bizim boynumuzun borcudur.

KAZIM KILIÇ

İAKM LONDRA CEM EVİ EŞ BAŞKANI

Mission News Theme by Compete Themes.