İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Alevilere Yönelik Zulme ve Nefret Söylemine Karşı Birlik Çağrısı

Suriye’de Esad rejiminin yıkılmasının ardından eleştirilerle birlikte, Alevi kimliği hedef haline getirilmiştir. Adeta inanç kimliği hortlamış ve gündeme taşınmış bir anda hatırlanmak istenmiştir. Suriye’de ki Cihatçı gruplar ve Türkiye’deki bazı siyaset çevreleri ile medya, Esad’ın Alevi kimliğini bir suç unsuru gibi sunmuş ve nefret söylemi geliştirmiştir. Bu söylemler, Suriye’de Alevilere yönelik katliamların önünü açmış, aynı zamanda Türkiye’de de Alevilere karşı düşmanca tutumların artmasına neden olmuştur.

Bugün gelinen noktada, Suriye’deki Alevilere yönelik vahşet haberleri tüm dünyanın dikkatine sunulmayı bekliyor. Ancak Alevi kurumlarının bu zulmü genellikle sessiz bir şekilde dile getirmesi ya da seslerini yalnızca kendi toplulukları içinde duyurabilmesi bu zulmün önlenmesi için yeterli olmamıştır olamayacaktır. Artık bu sessizliği bozmak, bu zulmü görünür kılmak zorunludur.

Ne yazık ki, bazı çevrelerde “Bana ne Alevilerden, ben kendi Sünni kardeşlerime bakarım” gibi ayrımcı ve faşizan ifadeler de açıkça dile getirilmektedir. Bu, insanlık adına utanç verici bir durumu yansıtmaktadır. Oysa tarih, nefretin ve ayrımcılığın yalnızca belirli bir topluluğu değil, tüm insanlığı tehdit eden bir ateş olduğunu defalarca göstermiştir.

Suriye’de Yeni Bir Soykırım Tehlikesi

Son gelen haberler, Suriye’de cihatçı gruplar tarafından Alevilere yönelik katliamların başladığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, birkaç yıl önce Ezidilere yönelik gerçekleşen vahşeti hatırlatmaktadır. Ezidilere karşı işlenen insanlık dışı suçlar, dünyanın gözleri önünde yaşanmış, ancak yeterli tepki verilmediği için yüzbinlerce insan büyük acılar çekmiştir. Bugün hedefte Aleviler var; ancak yarın Ezidiler, Hıristiyanlar, ve  Kürtler de  Selefi yani IŞİD’ çetelerinden  olmayan diğer toplulukların da aynı akıbetle karşılaşması muhtemeldir.

Kendilerini “ılımlı” olarak maskeleyip dünyaya sunan bazı grupların arkasında saklanan tehlike, bu zulmün yalnızca başlangıç olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, sadece Aleviler değil, tüm vicdan sahipleri bu nefret ve ayrımcılığa karşı birleşmelidir.

Zulme Karşı Birlik Olma Zamanı

Bugün, insanlık onurunu korumak adına sesimizi yükseltme zamanıdır. Bu çağrı, inançsal, etnik veya ulusal kimliklerden sıyrılarak, yalnızca insan olmayı ön kimlik olarak kabul eden, adaletin ve mazlumun yanında durmayı tercih eden herkese yöneliktir. Unutulmamalıdır ki, zulme sessiz kalmak, o zulmün bir parçası olmak demektir.

Alevilere yönelik bu nefret söylemleri ve şiddet, yalnızca belirli bir grubu değil, bir bütün olarak insanlık değerlerini hedef almaktadır. Bu tehdit karşısında susmak, toplumsal yaraların daha da derinleşmesine ve insanlık adına geri dönülemez acıların yaşanmasına zemin hazırlayacaktır.

Bu nedenle, bu nefret dalgasının ve şiddetin daha kötü sonuçlara yol açmasını engellemek için dünya kamuoyunun konuya duyarlı hale getirilmesi hayati bir gerekliliktir. Tüm bireyleri, adaleti savunmaya ve zulme karşı sesini yükseltmeye davet ediyoruz. Birlikte durmak, geleceği barış ve eşitlik temelleri üzerine inşa etmenin en güçlü yoludur.

Bu, bir insanlık çağrısıdır: Sadece Alevilere değil, Ezidilere, Hıristiyan’lara Kürtlere tüm ezilenlere yönelik zulümlerin sona ermesi için sesimizi birleştirme çağrısıdır. Artık yeter! İnsanlık vicdanını kaybetmeden, bu nefret sarmalını durdurmak zorundayız. Kim olursa olsun, nerede olursa olsun, zulme karşı durmak insanlığın onurudur.

Artık zulüm son bulsun! 

Suna Doğan 

Mission News Theme by Compete Themes.