Tokat İdare Mahkemesi, Yazıcık’ta maden ocağı projesine yürütmeyi durdurma kararı verdi
Tokat İdare Mahkemesi, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Yazıcık beldesinde yapılması planlanan bentonitmaden ocağına ilişkin maden işletme ruhsatına karşı açılan davada, projenin hukuka aykırı olduğu ve faaliyete geçmesi halinde çevreye telafisi güç zararlar vereceği gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Yazıcık beldesi sınırları içinde Cemil Benli tarafından yapılması planlanan bentonit ocağı maden ruhsat sahasına 10 yıllığına verilen maden işletme ruhsatının hukuka aykırı olduğu, ocağın içme suyunun kaynağı olan havzaya zarar verecek riskler taşıdığı gerekçesiyle ruhsatın iptal edilmesi ve yürütmenin durdurulması talebiyle Tokat İdare Mahkemesi’ne dava açılmıştı.
Mahkeme, hazırlanan bilirkişi raporuna dikkati çekerek, yürütmenin durdurulmasına hükmetti.
Mahkemenin kararında, proje dosyasında maden ocağı sahaları civarındaki konutların işletme aşamasında nasıl etkileneceğinin açıklanmadığını, proje alanı sınırlarında gerekli sağlık koruma bandı mesafelerine yönelik çalışma yapılmadığına işaret edildi. Mahkeme, ayrıca ruhsat kapsamında faaliyetlerin sürdürülmesi halinde çevre ve yaşam alanları açısından telafisi güç veya imkânsız zararlar doğabileceğine hükmetti.

Avukat Atal: “Vatan toprağı kaderine terk edilemez”
Tokat Adliyesi’nde görülen Yazıcık Maden davası sonrası açıklama yapan avukat İsmail Hakkı Atal, heyelan bölgesi ve Kuzey Anadolu Ecemiş fay hattının üzerinde olan maden işletmesi için verilen ruhsatın tamamen iptal edilmesi gerektiğini savunarak, “Yazıcık’ta üretilen domatesin kilosu 150 TL iken kilosu 20 TL olan kedi kumu için kullanılacak bentonit madenini doğa harikası bir beldede çıkarmanın hiçbir akılcı sebebi yoktur” dedi.
Maden ruhsatı sahasında yer alan Hacıgölü’ndeki endemik nilüfer çiçeğini koparmanın cezasının 557 bin TL olduğunu, bu karşılık MAPEG’in maden ruhsatı için 900 bin TL aldığına dikkati çeken Atal, ülke genelinde yaklaşık 400 bin maden ruhsatı verildiğini belirterek bunun Türk halkının bekasını tehdit eden bir güvenlik sorunu olduğunu görüşünü dile getirdi.
Tüm siyasi partilerin de Türk halkının menfaatleri doğrultusunda siyaset yapması gerektiğini savunan avukat Atal, tek kazma dahi vuruşmadan önleyici mücadele çağrısı yaparak “Vatan toprağı kaderine terk edilemez” diye konuştu.



















